Saklı Sırlar, İngilizce'ye The Silenced diye çevrilmiş, yönetmenliğini Lee Hye-Young'un yaptığı 2015 yapımı Güney Kore gizem/korku filmidir. Orijinal adı 경성학교: 사라진 소녀들 tam olarak Gyeonseong Okulu: Kayıp Kızlar olarak çevrilir.
Filmi tam olarak anlayabilmek için bazı tarihsel gerçeklerin bilinmesi gerekiyor. İlk olarak bunlardan bahsedeceğim. Eğer sadece film hakkındaki kısımları okumak istiyorsanız "Film" başlığından itibaren okuyabilirsiniz.
Mançurya Deneyleri ve 731. Birim
Filmin geçtiği yıllarda Kore, Japon işgali altında, Japon Koresi olarak varlığını sürdürüyor. Bu oluşum Kore topraklarına 1910 yılından 1945 yılına kadar hükmediyor, Japonya'nın II. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetinden sonra sona eriyor. Japon İmparatorluğu Asya ülkelerine çok çektirmiş bir ülke. Çin, Kore, Endonezya gibi ülkelerle Japonya arasında günümüzde halen daha Japon İmparatorluğu'nun işgalci döneminden kaynaklanan sorunlar yaşanmakta. İlhak edilen ülkelerin erkekleri savaşlarda Japon İmparatorluğu adına savaştı ve ele geçirilen bölgeler kendi kültürlerinden uzaklaştırıldı. Günümüzde Güney Kore ile Japonya arasındaki en büyük sıkıntı "rahatlama kadınları" olarak adlandırılan seks işçiliğine zorlanmış Koreli kadınlar da olsa bu filmde bu konuya değinilmediğinden detaylarına inmiyorum. Bunun yerine Mançurya ve 731. Birim'den bahsedeceğim.
 |
| 1942 yılında Japon İmparatorluğu işgali altındaki yerler |
731. Birim, 1932-1945 tarihleri arasında Japon İmparatorluğu'na bağlı hüküm süren Mançukuo'nun Harbin şehrinde faaliyet göstermiştir. Japonya'nın adının karıştığı dehşet verici savaş suçlarından bu birim sorumludur. Çin-Japon Savaşı ve II. Dünya Savaşı sırasında Mançurya halkına biyolojik ve kimyasal savaş uygulayan birimdir. İnsanlar üzerinde bir çok deney yapmıştır. Benzeri birimlerde olanın aksine 731. Birim'de deneylerde kadınlar ve çocuklar da kullanıldı. Mançurya Çin'de bulunduğundan denekleri çoğunluğunu Çinliler oluştursa da Sovyetler ya da Kore gibi yerlerden gelen savaş esirleri de deneylerde kullanıldı. İnsanlğa sığmayan deneylerin yapıldığı bu birim 1945'te bozguna uğrayana dek Japon İmparatorluğu'nca desteklendi. Resmi olarak Kwantung Ordusu Salgın Hastalıkları Önleme ve Su Arıtma Departmanı olarak geçen 731. Birim'in yanı sıra Kwantung Ordusu Salgın At Hastalıklarıyla Mücadele Atölyesi olarak bilinen biyolojik silah geliştirme birimi 100 Birim ve Kwantung Ordusu Teknik Test Departmanı adlı kimyasal silah geliştirmekle ilgilenen 516. Birimleri de vardı. İlerleyen dönemde Japon İmparatorluğu'nun daha da güçlenmesiyle Pekin'deki 1855, Nanjing'deki 1644, Guangzhou'daki 8604 ve Singapur'daki 9420. Birimler gibi büyük Çin şehirlerinde de Salgın Hastalıkları Önleme ve Su Sağlama Birimi adlı, kimyasal ve biyolojik araştırma yapan, silah geliştirme laboratuvarları açıldı.
 |
| 731. Birim başta olmak üzere deneylerden yetkili Korgeneral mikrobiyolog Shirō Ishii |
731. Birim'de deneklere Maruta (Japoncada kütük) deniyordu. Bunun sebebi 731. Birim'in yerel yetkililere karşı paravan olarak kereste atölyesi olmasındandı. Projenin adı Almanca kütük manasına gelen Holzklotz'du. Denekler savaş esirlerinin yanı sıra civar sakinleri de oluyor, genelde dikkat çekmemesi için suçlu ya da devlete karşı gelen kişiler, militanlar ve haydutlar tercih ediliyordu. Deneylerde görev alan araştırmacıların çoğu Japon olsa da bazı işbirlikçi Koreli ve Çinliler de vardı. Bu kişiler önceden vahşi hayvan deneyleriyle duyarsızlaştırılmışlardı.

Yapılan deneyler arasında diri kesim, zührevi hastalıkların -özellikle frenginin- zorla yayılması, el bombasının ve farklı silahların insan vücuduna tahribatını inceleme, açlık, susuzluk, yüksek basınç, yüksek sıcaklıklara vücudun tepkisi ve yanıklara direnme, santrifüje konma, vücutların burulması ve eklemlerden çekerek uzatılması, hayvan kanı / deniz suyu enjektesi, X ışınları, gaz odalarında kimyasallara maruz bırakma, diri diri yakma veya gömme deneyleri ve daha nicesi vardı. Çeşitli mikroplar insanlara enjekte edilip hastalanmaları bekleniyor sonrasında hastalığın çeşitli seviyelerinde denekler canlı ve hiçbir anestezi altından değilken iç organları çıkarılıp inceleniyordu. Bu sayede canlılarda bozulma başlamadan hastalığı etkileri gözlenmiş oluyordu. Kurbanların çoğu deneyler sonucunda ölüyordu. Ölümü hızlandıracak kan kaybını yavaşlatmak için deney öncesi kurbanlar ampute ediliyor, kimi zamansa uzuvları ters yönlere dikiliyordu. Bu uzuvlar dondurulup kesiliyor, kangren ve çürümenin etkilerinin incelenmesinde kullanılıyordu. Diri kesim deneylerinde cinsiyet ve yaş arkı gözetilmiyor, erkekler, kadınlar, çocuklar ve bebekler de kullanılıyordu. Kimi deneklere midelerinin vücutlarından çıkarılıp yemek borularıyla bağırsakları birbirine bağlandığı insan fizyolojisiyle ilgili deneyler yapıldı. Aşı adı altında bulaşıcı hastalıklar bulaştırılıyor, etkileri inceleniyordu. Bu hastalıklar Çin'de henüz saldırılmamış bölgelere gönderiliyordu. Frenginin ilerleyişinin tespiti için zorla hastalıklı kişilere ilişkiye sokulanlar vardı. Bunlar da sonrasında diri kesime uğrayabiliyor ya da hastalıkların çocuğa aktarımının incelenmesi için bebeklerin doğumu bekleniyordu. 731. Birim'den ayrılan bebek ya da çocuk olmadığı bilindiğine göre bu bebekler ya doğduktan hemen sonra ölüyor ya ölü doğuyor ya da düşüyorlardı. El bombasının hangi açıdan, hangi mesafede, üzerine bomba atılan kişi hangi pozisyondaysa daha fazla zarar verdiği tespit edilebilmesi için sayısız insan bombalandı, bedenlerindeki tahribat incelendi. El bombalarıyla beraber alev silahları, kimyasal silahlar, çeşitli patlayıcılar ve mikrop yayan bombalar da kullanıldı.
Film, 1938'de, Kore Japon İmparatorluğu'nun egemenliği altındayken, Gyeongseong'da yani günümüz Seul'unda geçiyor. Japon tarihinde kara leke olan bu olayların gerçekleştiği Mançurya bölgesinin Kore'ye kuzeyden komşu olduğu ve deneylerde Korelilerin de çokça kullanıldığı bilindiğinden Japon İmparatorluğu egemenliği altındaki Gyeongseong'da geçen böyle bir hikayenin yaşanmış tarihten esinlendiğini düşünmek gayet mantıklı bir yaklaşımdır. Coğrafyanın iç yüzü ve tarihi biliniyorsa coğrafyada olanlar ve oradan çıkan eserler daha iyi anlaşılır. Film, Japon Koresi'ni ve Mançurya'daki deneyler bilinmeden de izlenip sevilebilir ama yaşanmış olan olayları bilince hikaye kurgusallıktan uzaklaşıp gerçek hayata dokunduğundan daha bir anlam kazanıyor. Bu yüzden ilk başta elimden geldiğince özetleyerek yaşanmış tarihi verdim. Bundan sonrasında filme geçiyorum.

Film
Konusu
1938 yılında ağır bir hastalığa sahip Ju-Ran (Park Bo-Young), ailesi Tokyo'ya gideceği için Gyeongseong yatılı okuluna gelir. Gyeongseong hem bir okul hem de bir sanatoryumdur. 1938 yılında Japon İmparatorluğu yönetimi altında olan Kore'de resmi dil Japoncadır, kıza Shizuko adı verilir. Ju-Ran okulda nedenini bilmediği sebeplerden dolayı dışlanır. Onunla arkadaş olmaya yanaşan tek kişi Yeon-Deok / Kazue (Park So-Dam) olur. Okulda yaşadıkları süre boyunca yavaşça okulda bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark eder. Bu konu hakkında diğer öğrenciler bir şey biliyorlar gibi görünseler de kimse konuşmaya yanaşmıyordur. Kaybolan öğrencilerin olmaya başlamasıyla Ju-ran bu işin peşine takılır.
 |
| Ju-Ran ve Yeon-Deok |
Hikaye
Ju-ran kendi başına kaybolan kızlarla ilgili araştırmasını yürütmeye başlar. Sınıf arkadaşlarından bazılarını yatakhanede yatağın ya da bodrum kata inen merdivenlerin altında gibi okul içinde yerlerde dehşet vaziyetlerde bulur: her yanlarından kanlar akan, korkunç yaralara sahip, amorf bedenlerde... Bunu hemen arkadaşı Yeon-Deok ile paylaşır. Arkadaşı kendisine bu işin arkasını bırakmasını söylese de bunlara göz yumabilecek gibi değildir. Cesetten hallice gördüğü Kihira'yı sonrasında hayatta görünce kendisinden şüphe etse de Kihira'nın garip davranışlarından dolayı bu uzun sürmez.
Aradan zaman geçmesiyle kendi vücudunda da çeşitli değişiklikler olduğunu fark eder. Spor derslerine katılamayacak kadar hasta birisiyken bir anda sınıfın en iyisi olur. En iyilerin Tokyo'ya gideceği söylenen bu okulda, böyle geriden gelen bir öğrencinin bir anda zirveye tırmanması diğer öğrenciler tarafından hiç hoş karşılanmaz. Ju-Ran gelmeden önce Yeon-Deok ile arkadaş olan Yuka, kendisi geldiğinden beri arkadaşlıklarının bozulduğunu ve Ju-Ran'ın Yeon-Deok'a zarar vereceğini söyleyince Ju-ran kendisini kontrol edemez ve gücünün hangi boyuta geldiğinin farkında varır.


 |
| Shizuka ve Yuka |
Buradan sonra Yeon-Deok sessizliğini sonunda bozar ve ona, kendisinden önceki Shizuko'dan bahseder. Ju-Ran, artık bu okulda tedavi adı altında kendileri üzerine çeşitli uygulamalar yaptıklarının farkındadır. Yeon-Deok ile birlikte müdürün odasına gittiklerindeyse sonunda artık işin iç yüzünden tamamen haberdar olurlar. Müdür içeride bir Japon askeriyle tartışmaktadır. Bu tartışmanın konusu "ilaç deneyleri" ve okulun orduya temin edeceğini söylediği "askerler" hakkındadır. Müdür, fonun devamını isterken deneyin ulaştığı başarıdan bahseder. Tüm bunları kapı arkasından dinleyen Ju-Ran ve Yeon-Deok, müdürün odadan çıkmasıyla içeri girerler ve yürütülen deney hakkında kapsamlı bilgiye ulaşırlar. Okul, aslında süper-insan askerler yaratabilmek için bir deney laboratuvarıdır. Kendilerinin ilk denekler olmadığını fark ederler ve kaçma planları kurarlar. Lakin okul aslında Japon askeri üssünün hemen yanındadır bu yüzden başarılı olamazlar. İşler bu noktadan sonra tamamen sarpa sarar.

 |
| Shizuko ve Kazue |
Kişisel Yorumum
Korku filmi olarak geçmesine rağmen alışılagelmiş korku tarzının dışında. Jumpscare denen aniden ekranda beliren görsellerdense, sürekli bir ışık oyunuyla izleyici daha çok sürekli gergin tutuluyor. Korkudan çok gerilim ön plana çıkıyor. Kurgu ve mekan açısından oldukça tatmin ediciydi. Özellikle sonrasında Japon Koresi hakkında daha çok bilgi alınca filmi daha çok sevmeye başladım. Koru filmleriyle pek arası olmayan kişilerin bile izleyebileceği bir film lakin bozulmaya başlamış, değiştirilmiş, oynanmış bedenlerden rahatsızlık duyabilecek kişiler bazı sahneleri geçmek isteyebilir.
Filmin Ünü
Film, genelde Asya korku filmlerine kıyasa daha iyi bir puan aldığı için ünlenmesinin yanı sıra iki tane En İyi Yeni Kadın Oyuncu, bir tane En Popüler Kadın Film Oyuncusu, En İyi Yardımcı Kadın Film Oyuncusu ve En İyi Işıklandırma ödüllerini alması da ünlenmesinde görev oynadı. Filmi özellikle çıktıktan 4-5 sene sonra tekrar popülerleşmesini ise sosyal medyada filmden alıntı olan şu görüntülerin paylaşılması ve ünlenmesi oldu:
Yorumlar
Yorum Gönder