İskandinav Mitolojisi Etkisinde Bir Hikaye: Odd ve Ayaz Devleri

Odd ve Ayaz Devleri, Neil Gaiman'ın 2009 yılında çıkardığı ve Dünya Fantezi En İyi Novella Ödülü Adayı olmuş kitabı. Modern dönemin fantastik kurgu eserleri denince ilk akla gelen isimlerden olan Neil Gaiman ününe ün kazandıran fantastik kurguların yanı sıra aslında Nordik Mitolojisi olarak da bilinen İskandinav Mitolojisiyle ilgili de eser vermiş bir yazar. Direkt İskandinav Mitolojisi adıyla çıkardığı kitapta okuyucuları bu kuzey ülkelerinin mitleriyle buluşturuyor. 

Odd ve Ayaz Devleri ise İskandinav Mitolojisi kitabından da diğer fantastik eserlerinden de baktığımız zaman biraz daha farklı. İkisinin sentezi demek hatta daha doğru olur. Gerçek bir miti değil, mitolojiden karakterlerle kendi kurguladığı bir hikayeyi anlatıyor Gaiman bu sefer. Bu tarz eserlerin genellikle Yunan Mitolojisi üzerinden sıkça karşımıza çıktığını biliyoruz. Sınırlı sayıda olsalar da diğer mitolojilere değinenler de var. Neil Gaiman'ın Odd ve Ayaz Devleri ise çeşitlilik oluşturması açısından oldukça güzel bir örnek.

Konusu

Bahtı kara bir çocuk olan Odd'un babası gemiden düşen bir koyunu kurtarmak uğruna ölmüş, annesi yeni bir adamla evlenip neşesini kaybetmiştir. Oduncu olan babasının baltasını alıp kestiği bir ağaç da üzerine devrilince bacağını sakatlamıştır. Böylesi nahoş ve basit birisi oluşunu kabullenmiş ve kendisinden pek de umudu olmayıp sadece yaşayıp giden Odd, sonu gelmeyen kışla beraber şanssızlığını hepten kabullenir ve bir vazgeçişe geçer. Köyü terk edip babasının eski oduncu kulübesine yerleşmek için yola çıkar. Kendilerinin Thor, Odin ve Loki olduğunu söyleyen ayı, kartal ve tilki ile karşılaşır. Loki yüzünden bir Ayaz Devi Asgard'ı ele geçirmiştir ve bu yüzden bahar gelememektedir. Hayvan halleriyle hiçbir şey yapamayan tanrıların yardım isteyebileceği tek kişi bu topal çocuktur.

Tuhaf bir histi doğrusu insanın kendisini, istese bir fare yavrusu gibi ezebilecek bir varlıkla konuşması. Fareler, diye duşundu Odd, en azından koşabiliyor.

Yorumum

Gece yatmadan önce dinlenen masallar kıvamında tatlı mı tatlı kısacık bir kitaptı. Mitolojiyle ilgili ya da değil, herkese hitap ediyor diyebilirim. Okumadan önce mitolojik varlıkları tam olarak bilmememin karakterleri ve olayları anlamam açısından sorun çıkarabileceğini düşünmüştüm lakin öyle olmadı, kitap içerisinde detaylı bir şekilde olmasa da bu bilgiler veriliyor hatta verilirken okuyucuya zaten bildikleri bir şeymiş edasıyla söyleniyor bu sayede akış hiç bozulmuyor ve kitap da sıkmıyor. İskandinav Mitolojisiyle ilgilenmeyi düşünüp merak edenler için de bir ön fikir olabilir diye zannediyorum. 

"Freya çok güzeldir" dedi ve iç geçirdi. "Ama boyu ancak ayağımın üstüne geliyor. Sinirlendiği zaman bir devden daha yüksek sesle bağırıyor. Üstelik doymak bilmiyor."

Her bölüme bir illüstrasyon yapılmış, sizleri bilmem ama resimli kitapları çok seven birisi olarak ben bayıldım. Gereğinden fazla resimle de aşırı basitleştirilmemiş, masalsı ve sürükleyici bir hava katmış. Çocukluğumda hiç buna benzer bir hikaye okumamış ya da masal dinlememiş olduğum halde bana inanılmaz bir nostalji hissettirdi. Diğer okuyuculara da aynı nostaljiyi hissettireceğini düşünüyorum açıkçası.

"Konuşmak serbest," dedi Odd, "ama bilge kişiler sözlerini sarf etmek için uygun zamanı seçer."

Ana karakter Odd'un ise basitliğineyse tek kelimeyle ba-yıl-dım! Esasında alıştığımız ana karakter tiplemesinden çok da uzak değil, özellikle fantastik kurgularda genellikle sıradan ana karakterimizin nasıl aslında sıradan olmadığını keşfedişini görürüz. Lakin Odd'da bayıldığım şey sıradan birisi oluşu ve sıradan kalışı. Baktığımız zaman kitabın başındaki Odd'la sonundaki Odd aslında aynı kişi. Ayrıca sıradan bir yaşam sürdüğü halde aslıda seçilmiş kişi olduğunu falan da öğrenmiyor. Gerçekten tamamen rastlantısal bir şekilde tanrılara rastlıyor ve resmen yapacak daha iyi bir şeyi olmadığı için bu maceranın içine çekiliyor. Şanssız olmasına ve çok da özel birisi olmamasına rağmen kendisiyle barışık. Ve sadece de kendisi olarak, öyle kahramanca bir şey yapmadan sadece bu tabiatıyla bir kahraman oluyor.

"NEYİN NESİSİN? TANRI MISIN? CÜCE MİSİN? YÜRÜYEN BİR ÖLÜ MÜ?"

"Bir çocuğum," diye bağırdı Odd ve tekrar gülümsedi.

Sadece seksen küsur sayfacık oluşu tadını damağımızda bırakan bu kitap okuduğunuza pişman olmayacağınız bir eser. Hem Odd'un Asgard'a giderken düşündüğü gibi, alıp okumaya karar verseniz de en fazla ne olabilir ki!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Edebiyatımızdaki İlk Batılı Öykü Küçük Şeyler

Kan Donduran Bir Katil: Koku Kitap İncelemesi

Danimarkalı Kız Film İncelemesi

Doğmamış Çocuğa Mektup Kitap İncelemesi

Yürüyen Şato Film Yorumu